Son Dakika Tokat Haberler Fotoğrafçı Garbis Özatay’ın Öldürücü Gözleri: Basın Dünyasına Damga Vurdu

Fotoğrafçı Garbis Özatay’ın Öldürücü Gözleri: Basın Dünyasına Damga Vurdu

Haber Merkezi
Haber Merkezi Editör
Yayınlanma
Güncellenme
Fotoğrafçı Garbis Özatay’ın Öldürücü Gözleri: Basın Dünyasına Damga Vurdu

Türk Haberler Ajansı’nda fotoğraf muhabiri olarak kariyerine başlayan ve ardından Milliyet, Cumhuriyet ve Güneş gazetelerinde görev bulan Garbis Özatay, 50 yılı aşkın sürede fotoğraf dünyasına önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle 1966’da Yeni Galatasaray faciasının su altı fotoğraflarını çekerek adını duyurmuş, daha sonra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden çeşitli ödüllerle onurlandırılmış ve “Gidilmemiş ve Bilinmeyen Yerleriyle Türkiye” projesi gibi yenilikçi projelerde yer alarak Türk fotoğrafçılığının gelişimine önemli katkılar sunmuştur.

Garbis Özatay: Türk Basının Unutulmaz Bir Fotoğrafçı Hekimi

Türk basın tarihinde, hem fotoğrafçılığa hem de gazeteciliğe olan bağlılığıyla öne çıkan Garbis Özatay, yalnızca bir meslektaşın kaybıyla değil, aynı zamanda Türkiye’nin vefasızlığının acıyla karşı karşıya olduğu bir figür olarak tarihe geçti. 1946 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Özatay, Türk basın ekranlarında uzun yıllar boyunca adını duyuran, ulusal ve uluslararası alanda saygınlık kazanan bir isim haline geldi. Kariyeri boyunca aldığı ödüller, gerçekleştirdiği projeler ve özellikle de saha çalışmalarındaki özverisi, onun fotoğrafçılığa olan tutkusunun ve mesleğe olan bağlılığının en çarpıcı kanıtlarıdır. Özatay’ın hayatı, gazetecilik ve fotoğrafçılıkla iç içe geçmiş, Türkiye’nin çeşitli köşelerinde çekilmiş eşsiz karelerle dolu bir serüven sunmaktadır.

Garbis Özatay’ın hikayesi, 1962 yılındaki amatör fotoğrafçılık macerasıyla başlar. Bu erken dönemdeki ilgi, kısa sürmese de, onun gelecekteki profesyonel hayatının temelini oluşturacaktır. Tanıştığı ünlü fotoğrafçı Ara Güler, Özatay'ın yeteneğini keşfetmesine ve fotoğrafçılık alanında kendisini geliştirmesine katkıda bulunmuştur. Ancak Özatay'ın gerçek mesleki hayatı, 1966 yılında "Yeniköy" yolcu vapuru ile yaşanan trajik bir olayla başlar. Temmuz ayında meydana gelen bu çarpışma, "Yeni Galatasaray" motorunun batmasına ve Özatay'ın THA’da foto muhabirliği yapma fırsatı bulmasına neden olur. Bu olay, aynı zamanda Türk haber fotoğrafçılığının gelişimine katkıda bulunmuş, çünkü Özatay’ın çektiği su altı fotoğrafları, o dönemde büyük bir ilgiyle karşılanmıştır.

Özatay’ın fotoğraf kariyerindeki ilk büyük başarıları, 1970 yılında "Gazetecilik Başarı Ödülü"nü kazanması ve BYGM Özel Ödülü’ne layık görülmesiyle ortaya çıktı. Ancak bu ödüller, onun yeteneğinin sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da tanınmaya başladığının bir göstergesiydi. 1971’de eski Ürdün Kralı Tellal’ın Şifa Yurdu Hastanesi’nde çektiği fotoğraf, ona birincilik getirmiş ve bu başarı, onu Ürdün’e girişi yasaklanmasına neden olmuştur. Bu olay, Özatay’ın sadece Türkiye’de değil, farklı ülkelerde de saygınlık kazandığını ve onun özgürlükçü yaklaşımının, bazı kesimler tarafından kabul görmediğini göstermiştir.

Garbis Özatay’ın kariyeri boyunca geçirdiği dönemlere baktığımızda, Türkiye’nin ve uluslararası basının gelişimine yaptığı katkıları görmek mümkün. 1975 yılında Hayat Mecmuası’nda görev aldıktan sonra, 1978’de Güneş Gazetesi’ndeki görevine başlarken, fotoğraf editörü olarak yaptığı çalışmalar, gazetenin haber kalitesini artırmış ve okuyuculara farklı bir bakış açısı sunmuştur. 1990’da Cumhuriyet’e katıldıktan sonra, 1994’te yeniden Milliyet’te çalışmaya başlamış ve "Gidilmemiş ve Bilinmeyen Yerleriyle Türkiye" adlı projede yer alarak, ülkenin unutulmuş köşelerini keşfetmiş ve fotoğrafları aracılığıyla bu yerlerin güzelliklerini tüm dünyaya göstermiştir. Özellikle 1995’te İstanbul’un Yanı Başı Cennet projesi, Özatay’ın İstanbul’a olan sevgisini ve şehrin güzelliklerini koruma çabasını yansıtmıştır. Aynı zamanda 1996’da "Tarih Doğa İç İçe, İç Anadolu Bölgesi" projesi, İç Anadolu Bölgesi’nin doğal ve tarihi zenginliklerini ortaya koyarken, 1997-1998’de “Tarih Doğa İç İçe Karadeniz ve Ege Bölgesi” projesi ise bu iki bölgenin eşsiz güzelliklerini belgelemiştir. 2000 yılında tamamlanan “Adım Adım GAP” projesi ise Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) yapım sürecini fotoğraflayarak, bu büyük projenin etkilerini ve sonuçlarını ortaya koymuştur.

Ancak Özatay’ın kariyerinin en unutulmaz anlarından biri, 1996’daki Türkiye-Yunanistan Kardak krizi sırasında SAS komandolarının kayalığa bayrak diktiği o tarihi anı fotoğraflamasıdır. Bu kareler, o dönemde dünya çapında yankı yaratmış ve Özatay’ı Türk basın tarihinde, özellikle de uluslararası haber fotoğrafçılığında öne çıkarmıştır. 1997’de Sedat Simavi Fotoğraf Ödülü’nü kazanması, onun yeteneğinin ve özverisinin bir göstergesi olarak kabul görmüştür. Milliyet Gazetesi’ndeki 19 yıllık çalışma sürecinin ardından ayrılması, onun kariyerinin doruk noktalarından biri olarak kabul edilirken, 2023-2025 yılları arasındaki TGC Yönetim Kurulu görevini de başarıyla yürütmesi, onun deneyiminin ve liderliğinin bir göstergesidir.

Garbis Özatay’ın hayatı, sadece profesyonel yaşamı ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda özel hayatında da önemli deneyimler yaşamıştır. Evli ve iki çocuk sahibi olan Özatay, ailesiyle birlikte geçirdiği zamanı da mesleğine ve çalışmalarına ayırmıştır. 1991 yılında Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne layık görülmesi ve Sürekli Basın Kartı sahibi olması, onun başarısının ve basında yaptığı katkının bir göstergesi olarak kabul görmüştür.

Garbis Özatay'ın Türk basınına olan katkıları, sadece fotoğraflarıyla sınırlı değildir. Onun deneyimi, özverisi ve çalışkanlığı, genç fotoğrafçılara ilham kaynağı olmuştur. Özatay'ın mirası, Türk basın tarihinde kalıcı olarak yerini alacak ve gelecek nesillerin basına olan bağlılığını güçlendirecektir.