Arama
Son Dakika Tokat Gündem Trump'ın Telefonu Riyad-Abu Dabi Gerilimini Ateşledi: Gizli Savaş Ortaya Çıktı!

Trump'ın Telefonu Riyad-Abu Dabi Gerilimini Ateşledi: Gizli Savaş Ortaya Çıktı!

Haber Merkezi
Haber Merkezi Editör
Yayınlanma
Güncellenme
Trump'ın Telefonu Riyad-Abu Dabi Gerilimini Ateşledi: Gizli Savaş Ortaya Çıktı!

Başkan Trump'ın telefon görüşmesi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki uzun süredir devam eden gizli gerilimleri patlak verdi. Görüşmede Trump'ın, BAE'nin Sudan'daki bir silahlı gruba desteği nedeniyle yaptırım talep ettiği iddia edildi. Bu durum, iki önemli ABD müttefiki arasında diplomatik krizi tırmandırdı ve bölgede geniş çaplı sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor.

Trump'ın Telefonuyla Alevlenen Körfez Gerilimi: Suudi Arabistan ve BAE Arasında Gizli Savaş

Başkan Donald Trump'ın bir telefon görüşmesi, yıllardır perdenin arkasında kaynayan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki gerilimleri aniden alevlendirdi. İki ülkenin, ABD'nin stratejik müttefikleri olmasına rağmen, Washington'un müdahalesiyle doruğa çıkan bir diplomatik krize sürüklendiği ortaya çıktı. Her iki ülkenin de kendi küresel etkilerini artırma mücadelesi verdiği bu hassas dönemde, Trump'ın bu beklenmedik adımı, bölgesel dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor.

Telefon Görüşmesi ve Yaptırım İddiaları: Krizin Başlangıcı

Olayların perde arkası, Kasım ayında Başkan Trump'ın Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed'i telefonla aramasıyla başladı. ABD'li dört kaynağın aktardığı bilgilere göre, Trump, BAE'nin Sudan'daki iç savaşta yer alan silahlı bir gruba verdiği destek nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri'ne yaptırım uygulanması talebinde bulundu. Bu talep, özellikle Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Beyaz Saray ziyareti sırasında gündeme geldi ve Emirlik yetkilileri arasında büyük bir şaşkınlık yarattı.

Riyad'ın Talebi ve ABD'nin Rolü: Farklı Açıklamalar

Ancak Suudi yetkililer, Prens Muhammed'in Trump'tan doğrudan Emirliklere yaptırım uygulanmasını talep etmediğini, bunun yerine Sudanlı silahlı grubun dış destek almasının engellenmesi için ek adımlar atılmasını istediğini belirtti. Suudi Arabistan'ın bu talebinin ardında, BAE'nin geri adım atması durumunda Sudan'daki savaşın sona erebileceği inancı yatıyordu. Bir ABD'li yetkili ise Prens Muhammed'in Emirliklere yaptırım uygulanmasını hiç istemediğini doğruladı ancak telefon görüşmesinin içeriği hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

İhanet Hissi ve Kamuoyuna Yansıyan Çekişme

Trump'ın çağrısının ardından, Suudi ve Emirlik hükümetleri arasındaki gizli gerilimler hızla kamuoyunda bir çekişmeye dönüştü. Trump'ın aktardığı bilgiler, bir zamanlar yakın müttefiki olan Suudi Arabistan tarafından ihanete uğramış hissine kapılan üst düzey Emirlik yetkililerini öfkelendirdi. Görüşmeye katılanlara göre, ilişkiler hızla kötüleşti ve Aralık ayında Suudi Arabistan'ın Yemen'e bir sevkiyatı bombalamasıyla en düşük seviyeye ulaştı.

Bölgesel Hakimiyet Mücadelesi ve Geniş Çaplı Etkiler

İki komşu ülke arasındaki bu anlaşmazlık, petrol açısından zengin ve küresel etkiye sahip olmaları nedeniyle geniş kapsamlı sonuçlar doğuruyor. Petrol piyasalarını etkileme ve mevcut savaşları derinleştirme potansiyeli taşıyan bu rekabet, Yemen'in geleceğini şekillendirmenin yanı sıra Afrika Boynuzu'ndaki çatışmaları da daha da kötüleştirme tehdidi oluşturuyor. İki güç, bu bölgelerde farklı tarafları destekleyerek hakimiyet kurmaya çalışıyor.

Trump Yönetimi İçin Diplomatik Baş Ağrısı

Bu ayrılık, Trump yönetimi için de ciddi bir diplomatik baş ağrısı yaratıyor. Özellikle Gazze ve İran gibi Orta Doğu politikaları için hem Suudi Arabistan hem de Emirlikler'den destek kazanmayı uman ABD, bu iki ülke arasındaki gerilimden olumsuz etkilenebilir. Hassas diplomatik konuları görüşen yetkililer, gizlilik ilkesi gereği isimlerinin açıklanmasını istemedi.

Sudan Savaşı ve Körfez'deki Ayrışma: Derinleşen Farklılıklar

Sudan'daki yıkıcı iç savaş, bu ayrılığın ana nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Suudi Arabistan Sudan silahlı kuvvetlerini desteklerken, Emirlikler ise Hızlı Destek Güçleri'nin (RSF) başlıca destekçisi konumunda. Emirlikler'in RSF'ye para, silah ve drone aktardığına dair önemli kanıtlar bulunurken, grup Darfur'da insan hakları ihlalleriyle ve "soykırımın belirgin işaretlerini" taşıyan kampanyalarla suçlanıyor. Emirlik hükümeti ise bu iddiaları reddederek, savaştaki rolünün insani yardım sağlamak ve ateşkes çabalarını desteklemekle sınırlı olduğunu belirtiyor.

Yarı İmparatorluk Hırsları ve Bölgesel Nüfuz

Bazı Emirlik yetkilileri, RSF'yi Sudan ordusuna karşı daha geniş bir savaşta müttefik olarak gördüklerini ve İslamcılığa karşı duydukları düşmanlığın bu stratejiyi tetiklediğini ifade ediyor. Akademisyenler ise Emirlik liderliğinin, servetlerini sınırlarının dışında güç ve kaynak toplamak için kullanarak yarı imparatorluk hırsları geliştirdiğini öne sürüyor. Emirlikler, Afrika kıtasının en büyük yatırımcılarından biri haline gelmiş durumda.

Yemen'de Tırmanan Kriz ve Washington'un Rolü

Kasım ayındaki telefon görüşmesinden bu yana, Emirlik liderliği, Suudi liderin ABD yaptırımı talep ettiğine inanmaya devam ediyor. Trump'ın Şeyh Muhammed'e "arkadaşlarının onun karşısında olduğunu ama kendisinin onun arkasında olduğunu" söylediği iddiaları da bu gerilimi tırmandırdı. Prensin Washington ziyaretinden sonraki haftalarda, Suudi Arabistan ile Emirlikler arasındaki sürtüşmeler keskin şekilde tırmandı. Özellikle Yemen'de, Emirlikler tarafından desteklenen bir ayrılıkçı grubun ilerleyişi, Suudi Arabistan tarafından ulusal güvenliklerine tehdit olarak algılandı ve bir Emirlik sevkiyatının bombalanmasına yol açtı.

Yeni Bir Cephe: Yemen ve Suudi-Emirlik Çatışması

Suudi Arabistan, Emirlik hükümetinin ayrılıkçı grubun saldırısını intikam amacıyla başlattığına inanıyor. Emirlik hükümeti ise bu iddiaları reddederek, Yemen'deki askerlerini çekeceğini duyurdu. Bu durum, Suudi destekli güçlerin ilerlemesiyle ayrılıkçı grubu zor durumda bıraktı.

Biden Yönetimi ve Hassas Diplomasi

Biden yönetimi, Emirlik liderliğiyle RSF'ye desteği konusunda özel olarak karşı karşıya kalırken, iki Körfez ülkesi arasındaki gerilimleri yumuşatmaya ve bölgesel iş birliğini teşvik etmeye çalışıyor. Ancak Trump yönetimi, başkanın ailesiyle geniş iş bağları olan iki ülke arasında kamuoyunda taraf tutmaktan kaçındı. Emirlik hükümetine bağlı bir yatırım şirketi, Trump ailesinin kripto para şirketinin önemli bir kısmını satın alırken, Suudi Arabistan'ın servet fonu da başkanın damadı Jared Kushner'ın yönettiği bir özel sermaye şirketiyle iş birliği yaptı. Trump ise yaptığı bir açıklamada, bu anlaşmazlığı "çok kolay bir şekilde çözebileceğini" belirtti.

Son Haberler