İzmir'in sakin Yakaköy köyünde çekilen korku filmi "Gercin"de, genç sanat yönetmeni Dilek Tumbar'ın imza attığı yenilikçi mekan tasarımları büyük beğeni topluyor. Yönetmen Erkut Dizdar'ın ilk uzun metrajlı korku denemesi olan film, adeta bir görsel şölene dönüşürken, Tumbar'ın sıfırdan yarattığı atmosferik mekanlar izleyiciyi filmin içine çekmeyi başarıyor.
İlk İşinde Devleşti: Dilek Tumbar, Korku Filmi "Gercin" ile Adından Söz Ettiriyor
İzmir'in gizemli atmosferiyle ünlü Bornova ilçesine bağlı Yakaköy köyü, sinema dünyasının en yeni ve heyecan verici projelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Yönetmen Erkut Dizdar'ın imzasını taşıyan ve merakla beklenen korku filmi "Gercin", çekim aşamasındayken bile adından sıkça söz ettirmeyi başarıyor. Filmin sadece sürükleyici hikayesiyle değil, aynı zamanda yarattığı derin ve ürkütücü atmosfer ile de dikkat çekeceği konuşuluyor. Bu nefes kesici atmosferin yaratılmasında, kariyerinin ilk uzun metrajlı deneyimini yaşayan genç ve yetenekli Sanat Yönetmeni Dilek Tumbar'ın büyük rolü olduğu belirtiliyor.
Yakaköy'ün Mistik Dokusu, Tumbar'ın Dokunuşuyla Korkuya Dönüşüyor
Senaryosunu bizzat Erkut Dizdar'ın kaleme aldığı "Gercin", geleneksel korku anlatılarının ötesine geçen özgün bir görsel dil vaat ediyor. Senaryo danışmanlığını Vural Tumbar'ın üstlendiği yapım, seyirciyi hikayenin merkezine anında taşıyacak bir mekan tasarımı hedefliyor. Yakaköy'ün benzersiz ve mistik dokusu, film için adeta kusursuz bir tuval sunuyor. İşte bu doğal zemini, Dilek Tumbar'ın karanlık ve büyüleyici evrene dönüşen yaratıcı dokunuşlarıyla harmanlayarak unutulmaz bir sinema deneyimi sunulması hedefleniyor.
Sıfırdan Yaratılan Mekanlar, İzleyiciyi Büyülüyor
Setin en çok konuşulan ve ilgi çeken detaylerinden biri, tamamen sıfırdan inşa edilen mekanlar olarak öne çıkıyor. Dilek Tumbar, boş ve ruhsuz bir taş yapıyı, adeta zamanın unuttuğu, geçmişin derin izlerini taşıyan terk edilmiş bir köy evine dönüştürmeyi başarmış. Duvarların dokusundan, renk geçişlerine ve kullanılan her bir objeye kadar titizlikle çalışılan detaylar, izleyicinin zaman algısını belirsizleştirerek onu bambaşka bir boyuta taşıyor. Bu mekanlar, sadece birer dekor olmanın çok ötesinde, hikayenin sessiz ama en güçlü anlatıcısı konumuna yükseliyor.
Büyücü Odası: Filmin Kalbindeki Karanlık Nokta
Filmin en akılda kalıcı ve çarpıcı alanlarından biri ise "büyücü odası" olarak tanımlanıyor. Bu özel bölümün, çekimler sırasında set ekibi üzerinde bile yoğun bir etki bıraktığı ifade ediliyor. Odanın ustaca kullanılan ışıklandırması, bilinçli olarak yaratılan yüzey aşınmaları ve kasıtlı karartmalar, izleyicide rahatsız edici ama bir o kadar da merak uyandıran bir his yaratmayı amaçlıyor. Her bir detayın, filmin korku temasını besleyen büyük bir bütünün parçası haline geldiği vurgulanırken, yapım ekibi bu alanın filme adeta ruh kattığını belirtiyor.
İlk İşimde Gösterdiği Başarı, Geleceğinin Habercisi
Dilek Tumbar, kariyerinin ilk uzun metrajlı projesinde üstlendiği sanat yönetmenliği sorumluluğunu, dikkat çekici bir başarıyla yerine getiriyor. Bu süreçte sadece estetik kaygılarla hareket etmeyen Tumbar, aynı zamanda hikayenin derin psikolojik katmanlarını da mekanlara ustaca yansıtıyor. Bu özgün ve derinlemesine yaklaşımı, "Gercin"i sadece görsel açıdan değil, aynı zamanda duygusal ve atmosferik açıdan da güçlü bir yapım haline getiriyor. Tumbar'ın bu ilk işindeki başarısı, gelecekte sinema dünyasında adından daha çok söz ettireceğinin bir işareti olarak yorumlanıyor.