TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un İstanbul'da Filizi Köşk'te medya mensuplarıyla bir araya gelerek yaptığı açıklamalar, Türkiye'nin terörle mücadelesi ve bölgesel gelişmelerdeki duruşu hakkında önemli bilgiler sundu. Kurtulmuş, terörsüz bir Türkiye'nin hayati bir eşik olduğunu ve bu eşiğin aşıldığını belirtirken, Suriye'deki siyasi değişimlerin de bölge güvenliği açısından olumlu bir gelişme olduğunu vurguladı.
Suriye'deki Değişimler ve Türkiye'nin Üç Temel Tercihi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul'daki iftar programı sonrası gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu. Geçen Ramazan ayından bu yana dünya ve Türkiye'de yaşanan değişimlere dikkat çeken Kurtulmuş, Suriye'de 61 yıllık Baas rejiminin yıkılarak yeni bir yönetimin kurulmasının altını çizdi. Bu gelişmenin, hem Suriye'nin yeniden toparlanması hem de Türkiye'yi ilgilendiren terör meselesinin çözümü konusunda hayati önem taşıdığını ifade etti. Kurtulmuş, Suriye'deki bu gelişmelerin Türkiye için "fevkalade önemli ve olumlu" seyrettiğini dile getirdi.
Suriye ile ilgili üç temel tercihleri olduğunu aktaran Kurtulmuş, bunların ilkinin yeni Suriye yönetiminin mutlaka kapsayıcı ve kuşatıcı olması, etnik ve mezhebi ayrım gözetmeksizin tüm Suriye halkını kucaklayan bir anlayışla yönetimi gerçekleştirmesi olduğunu belirtti. İkinci tercih olarak, Suriye'deki silahlı grupların mevcut yeni yönetimin içerisinde entegrasyonunun sağlanması, üçüncüsü ise Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve sağlanması olarak sıraladı.
Kurtulmuş, bölge üzerinde Türkiye'nin emperyal planları olanlardan farklı bir duruş sergilediklerini vurgulayarak, "Onlar bu bölgenin daha fazla bölünmesini, parçalanmasını istiyor, biz Türkiye olarak bu bölgenin daha fazla derlenip toparlanmasını, daha fazla entegrasyonunu ve daha fazla birlik beraberliğini temin etmek için mücadele ediyoruz." dedi. Bu mücadelenin sadece Suriye için değil, tüm bölge için geçerli olduğunu ve geçen seneden bu yana bu anlamda olumlu gelişmelerin yaşandığını belirtti.
"Terörsüz Türkiye" Hedefi ve Tarihi Eşik Aşıldı
Geçen Ramazan ayından bu yana yaşanan ikinci önemli olumlu gelişmenin, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda atılan adımlar olduğuna değinen Kurtulmuş, bu çerçevede özellikle 2024 yılının 26 Ağustos'undan bu yana kaydedilen önemli gelişmelere dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarıyla yeni bir dönemin kapısının aralandığını kaydeden Kurtulmuş, PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı ile örgüt yönetiminin kendisini feshettiğini hatırlattı. Geçen yıl temmuz ayında da PKK'dan bir grubun Irak'ın Süleymaniye kentinde silahlarını imha ettiğini anımsattı.
Bu gelişmelerin ardından TBMM'de "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çarşamba günü nihai raporunu hazırlayarak çalışmalarını tamamladığını dile getiren Kurtulmuş, sürecin kolay olmadığını vurguladı. 5 Ağustos'tan bu yana yapılan 21 toplantıda partilerin oldukça yapıcı bir tavır sergilediğini belirten Kurtulmuş, geçmişte bu sorunun çözümüyle ilgili yapılan ancak sonuç alamayan teşebbüsleri hatırlattı.
İlk defa parlamentoda tüm partilerin bir araya gelerek terör meselesinin ortadan kalkması için siyasi görüşlerini bir masa etrafında buluşturmaya gayret ettiğini ifade eden Kurtulmuş, son derece olumlu ancak zorlu bir süreci geride bıraktıklarını söyledi. Bu sürecin, Türkiye'nin Cumhuriyet'inin ilk asrının 50 yılını heba eden, on binlerce insanın hayatını kaybettiği ve 2 trilyon doların üstünde mali kaybımıza neden olan terör meselesinin çözümü için atılmış önemli bir adım olduğunu belirtti.
Yeni Bir Dönemin Mihenk Taşı: Komisyon Raporu
Kurtulmuş, Komisyon tarafından hazırlanan raporun bundan sonra yapılacaklar konusunda bir mihenk taşı ve çerçeve olduğunu belirterek, "Bu çerçevenin içerisinde gerekli adımların iyi niyetle, sabırla ve gerçekten kararlılıkla sürdürülmesi lazım." dedi. Bölgesel şartların Türkiye'nin güvenliği bakımından olumlu seyrettiği bu dönemde, sorunun Türkiye'nin gündeminden tamamen kaldırılmasının mümkün ve gerekli olduğunu vurguladı.
Komisyona sağladıkları yapıcı katkılardan dolayı tüm siyasi partilere teşekkür eden Kurtulmuş, her partinin görüşünü net olarak belirttiğini ve bunun Türkiye demokrasisi açısından da olumlu bir aşama olduğunu söyledi. Siyasetin bu kadar gergin olduğu bir ortamda farklı partilerin bir araya gelerek ortak bir noktada buluşmuş olmasının son derece değerli ve önemli olduğunu ifade etti.
Komisyonda alınan kararların nitelikli çoğunlukla ve ittifakla alındığını belirten Kurtulmuş, raporun tavsiye niteliğinde olduğunu ve bundan sonra siyasi partilerin bir araya gelerek özellikle yasal düzenlemeler konusunda müzakere edeceklerini söyledi. Komisyonun sadece terörün ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir çalışma ortaya koymadığını, aynı zamanda Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi ve demokrasisinin daha ileriye gidebilmesi için de teklifler sunduğunu ve bunların önemli bir kısmının kabul edildiğini belirtti.
"Bu Eşiği Aştık Ama Her Şey Bitmedi"
Kurtulmuş, "Türkiye için önemli bir hayati eşikti, bu eşiği aştık ama bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Üzerinde sıkı bir çalışma dönemine ihtiyaç var." diyerek, süreçte gelinen noktanın bir başlangıç olduğunu ve daha kararlı adımların atılması gerektiğini vurguladı. Komisyonda ortaya konulan demokratik olgunluğun Türkiye'de siyaset dilini pozitif anlamda etkilemesini temenni eden Kurtulmuş, "Türkiye şunu gösterdi, en ağır sorununu bile oturup konuşup çözebiliyor. Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunuyla karşı karşıyaydık. Bunu oturduk, konuştuk ve nasıl çözülebileceğine ilişkin fikirlerimizi ortaklaştırarak belli bir noktaya geldik." ifadelerini kullandı.
Küresel Düzen ve Türkiye'nin Rolü
Yaşanan uluslararası gelişmelere de dikkat çeken Kurtulmuş, dünyanın kural bazlı sistemden güçlünün sözünün geçtiği bir düzene doğru gittiğine işaret etti. Bu durumun tehlikelerine değinen Kurtulmuş, Türkiye'nin hem kendi ayaklarını sağlam bir şekilde yere basmak, hem içerideki farklılıkları bütünleştirmek hem de bölgesinde var olan çatışmaları ortadan kaldırmak için güçlü inisiyatifler kullanmak zorunda olduğunu belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gazze'deki insanlık dışı durumun sürdüğünü ve İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere zulümlerine devam ettiğini vurgulayarak, dünya kamuoyunun bu durumu seyrettiğini dile getirdi. Türkiye'nin ilkeli duruşunu bozmadan, bütün bölgede barışı ve istikrarı sağlayacak tezlerini dile getirdiğini ve içeride de kendi ayaklarının üzerinde güçlü durmayı temin etmek için gayret sarf ettiklerini söyledi.
Yasal Düzenlemeler ve Geleceğe Yönelik Adımlar
Komisyon raporunun yasal düzenlemelere evrilmesi süreciyle ilgili bir soru üzerine Kurtulmuş, raporun tavsiyelerinin belirli bir süre içerisinde gerçekleşecek şekilde öncelik sırasına konulacağını ve bunu yapacak olanın yine partiler olduğunu belirtti. Gönüllerinin, raporun altına imza atan tüm partilerin çıkarılacak yasa tekliflerine de imza atarak müşterek bir yasa teklifi şeklinde olmasını arzu ettiğini ifade etti.
Demokrasi ve Parlamentoların Geleceği
Son dönemdeki dünya sistemiyle ilgili tartışmalara değinen ve güçlerin ayrılması yerine birleşmesi gerektiği düşüncesinin yaygınlaştığı yönündeki bir soruya Kurtulmuş, demokrasiye fazla ihtiyaç olmadığı ve güçlü olanların sistemi yöneteceğine dair bir algının yayılmaya çalışıldığını, ancak bunun tam tersi kanaatte olduğunu söyledi. Bu kadar farklılıkları ve zorlukları yönetebilmek için dünyada demokratik standartların daha fazla yükseltilmesi ve halkın sözünün daha kuvvetli olduğu mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğini savundu. Parlamentoların görevinin daha da sıkı ve güçlü olacağı aşikardır.
AİHM ve AYM Kararlarına Uyulması
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nda yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyulmasına ilişkin öneriyle ilgili soru üzerine Kurtulmuş, raporda Türkiye'nin AİHM kararlarını en fazla uygulayan ülkelerden biri olduğunu, ancak uygulanmayan bazı kararlar dolayısıyla uluslararası alandaki eleştirilerin kaldırılması için tavsiyede bulunulduğunu belirtti.
"Terörsüz Türkiye" Sürecinde Gelinen Nokta
"Terörsüz Türkiye" sürecinin ne kadarının geride kaldığına dair bir soruya Kurtulmuş, süreçte çok mesafe alındığını söyledi. Sürecin en önemli konularından birinin terör örgütünün İmralı'dan gelen açıklamaya uyması ve yeni dönemin gereklerini yerine getirmek için adımlarını atması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, silahların hepsinin teslim edilmediğini ve örgüt elemanlarının bir kısmının başka yerlere geçebilmiş olabileceğini belirtti. Ancak raporlarına "kritik eşik" ifadesini koyduklarını ve örgütün tamamıyla kendisini tasfiye ettiğinin tespitinin TBMM'nin değil, devletin güvenlik birimlerinin yapacağı bir iş olduğunu ve bu konuda yürütmenin takip edecek bir organizasyonun olmasını tavsiye ettiklerini söyledi.
Suriye'deki Entegrasyon ve Türkiye'nin Dostluk Eli
"Suriye'de yeni bir denklem kuruluyor ve bu denklem içerisinde bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi bir şekilde işliyor" ifadesini kullanan Kurtulmuş, Suriye'deki aksi bir gelişmenin Türkiye'de bambaşka şeylerin konuşulmasına neden olacağını belirtti. Suriye meselesinin ve oradaki entegrasyonun iyi gittiğini, on yıllardır söylenenin, bölge halklarının yüzünün Türkiye'ye dönük olması hedefini sağlamak için dostluk elini uzattıklarını ve yeni dönemin gereklerine uygun şekilde davrandıklarını söyledi.
Silah Bırakan Terör Örgütü Mensupları ve Yasal Düzenlemeler
Silah bırakan terör örgütü mensuplarına ilişkin yasa ve süreçlere yönelik soruyu Kurtulmuş, "Burada esas olan, hazırlanacak yasanın geçici ve özel bir yasa olması. Başka örgütlere de şamil bir uygulama olmasın." diyerek yanıtladı. Kendini tasfiye ettiğini ve silahlarını bıraktığını ilan eden örgüt için bu yasal çalışma kısmının iyi niyetle ve kararlılıkla çok kısa sürede toparlanabileceğini ve uzlaşının sağlanabileceğini belirtti. Kamuoyunda bir af algısının ortaya çıkmaması gerektiğini de vurguladı.
Yeni Anayasa ve Terörsüz Türkiye'nin Taçlanması
Yeni anayasa çalışmalarına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye giden yolda yerli, milli ve yeni bir anayasayla bu yolun taçlandırılabileceğini belirtti. Türkiye siyasetinin üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birinin 12 Eylül darbe anayasasının artık Türkiye için geçerli ve yeterli olmadığı olduğunu ve bu konuda da bir anlayış birliği içerisinde çalışma yapılmasını ümit ettiğini söyledi. Daha özgürlükçü, demokrat, katılımcı, kapsayıcı ve kuşatıcı bir anayasanın yapılmasının şart olduğu kanaatinde olduğunu ifade etti.
Toplum Desteği ve Ortak Acılar
Komisyon çalışmalarında toplum desteğine yönelik bir araştırma yaptırmadıklarını belirten Kurtulmuş, komisyonda 137 kişiyi dinlediklerini ve ortak acıların ve beklentilerin dile getirildiğini aktardı. Toplumun ortak duygusunun bu olduğu kanaatinde olduğunu ve geri kalanın "lafı güzaf" olduğunu belirtti. Sonuçta acıların durması, silahın susması, insanların çocuklarını toprağa gömmemesi ve milletin ağır bir bedel ödememesi gerektiğini vurguladı. Geri kalan yolu da kazasız belasız tamamlayacaklarını söyledi.
Siyasette Dinlemeye ve Anlamaya Dayalı Bir Süreç
Komisyonun en büyük kazanımlarından birinin siyasette herkesin karşı tarafın ne dediğini dinlemeye ve anlamaya çalışması olduğunu ve bu sayede sonuç alındığını vurgulayan Kurtulmuş, bundan sonraki süreçte de herkesin kendi yankı odasından çıkarak, Türkiye'nin ve milletin menfaatine olan meseleyi en iyi şekilde anlaması gerektiğini söyledi.
"Toplumun Büyük Kesimi Memnun"
Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yapılacak yasal düzenleme çalışmalarında ortak beklentileri karşılayacak yasaların hazırlanması için tüm partilerin yine bir araya geleceğini ve belli bir uzlaşının ortaya çıkacağını düşündüğünü ifade etti. Süreci olumsuz etkileyecek risklerin her zaman olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, özellikle çarşamba gününden bu yana aldıkları bütün izlenimlerin herkeste büyük bir memnuniyet olduğunu ve birtakım tedirginliklerin çoğunun da ortadan kalktığını düşündüğünü söyledi. Ancak, "Şu iş bir sarpa sarsa da Türkiye yine bu çıkmazın içine girse, yine terör ve şiddet sarmalı içerisinde dolaşsa" diyen karanlık odakların da olduğunu bildiklerini ve Allah'ın onlara fırsat vermemesini ve provokasyonlardan korunmayı diledi.
Gizli Anayasa Hazırlığı İddialarına Yanıt
Komisyon çalışmaları sonunda açılımın başarıya ulaşması durumunda muhalif çevrelerin kafasında "gizli anayasa hazırlığı olacak" şeklinde bir kuşkunun varlığına dair soruya Kurtulmuş, kuşku üzerinden hareket etmenin siyaset için geçerli bir yol olmadığına işaret etti. Her partinin anayasa hazırlığı olmasının başka bir şey, anayasayla ilgili gizli bir gündem olmasının ise başka bir şey olduğunu belirtti. Kendi bildiği anayasayla ilgili herhangi bir gizli gündemin olmadığını, anayasa konusunda ne yapılacaksa yine açık bir şekilde halkın önünde olacağını, çünkü bir anayasa değişikliğini referanduma götürecekseniz, oyu verecek olan milletten neyi kaçıracağınızı söyledi. Bunların akıl dışı, kuşkuyu siyaset aracı haline getirmiş olan birtakım yaklaşımlar olduğunu ifade etti.
Adalet Bakanı Yeminindeki Arbede
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Genel Kurul'daki yemin sırasında ortaya çıkan arbede görüntülerine ilişkin soruya ise Kurtulmuş, görüntülerin Meclis'e yakışmadığını, o görüntülerin herkesi yaraladığını ve ortaya konulan tavrı asla tasvip etmediklerini söyledi. Türkiye'de kimin nasıl iktidar sahibi olacağının ve hangi görevlere nasıl atanacağının anayasal olarak belli olduğunu vurgulayarak, Cumhurbaşkanı'nın da daha önce nasıl bakanları atadıysa aynı şekilde anayasaya göre bakanlarını atadığını ve o sürecin tamamlayıcı bir unsuru olarak atanan bakanların Meclis'te yeminini ettiğini belirtti. Eleştiri yapmanın, bakan yapılan kişiyi sevmeyip onunla ilgili gösteri yapmanın ve Meclis'in içerisinde sözlerini söylemenin mümkün olduğunu ancak "ben yemin ettirmem" diyemeyeceğini, bunun anayasaya aykırı olduğunu ve hiç yakışmadığını söyledi. Keşke bu tür görüntülerin Türkiye'de olmamasını ve kendi protestolarını yapıp süreci kayıtlara geçirerek bitirebilselerdi. Maalesef olmadı.
Komisyon Çalışmalarının Perde Arkası
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Dayanışma Komisyonu'nun son toplantısı olan 21. toplantısının perde arkasında yaşananlara ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, 21. toplantıya gelinceye kadar çok sayıda arka kapı diplomasisi yaptıklarını ve her şeyin öyle kolay şekilde olmadığını söyledi. Komisyonun çalışmalarında birkaç önemli kritik nokta olduğunu aktaran Kurtulmuş, bunlardan birinin CHP'nin özellikle bazı operasyonlardan sonra komisyona son derece hassas bir şekilde gelmesi olduğunu ve onlara da komisyonda istediklerini, diledikleri şekilde konuşma imkanını verdiklerini, böylece onların da yaşadıklarını kayda geçirdiklerini belirtti. Bir başka önemli noktanın İmralı ziyareti meselesi olduğunu ve bunun da önemli, pürüzsüz bir şekilde geçtiğini ve CHP'nin oraya gitmemesini bir krize dönüştürmediklerini ifade etti. Yine en son rapor faslında partilerin muhalefet şerhi koymamasını temin etmek için 21. ve son toplantıdaki tutanakları da raporun sonuna, altıncı ek olarak koyduklarını, böylece her partinin kendi esas eleştirilerini orada dile getirmiş olduğunu ama aynı zamanda "evet" oyu verdiğini, böylece o süreci de rahat bir şekilde geçmiş olduklarını söyledi.
ABD'nin İran'a Olası Saldırısı ve Türkiye'nin Tutumu
ABD'nin İran'a olası saldırısı ve Türkiye'nin tutumuna ilişkin değerlendirmeler de yapan Kurtulmuş, Türkiye'nin bu konudaki tavrının çok açık ve net olduğunu söyledi. Taraflara bunu sürekli telkin ettiklerini belirten Kurtulmuş, ABD'nin İran'a yapacağı bir saldırının bölge için bir felaket olacağını, burada yeni istikrarsızlıklar ortaya çıkacağını ve Allah korusun, kısa süreli bir saldırı diye başlasalar bile uzun sürebilecek ve nerede duracağının belli olmayacağı çok büyük kırılganlıklara ve altüst oluşlara vesile olacağını vurguladı. Bunu her vesileyle muhataplarına anlattıklarını söyledi. Kaldı ki Amerikalıların da şunu görmesi gerektiğini, ABD'nin daha evvel uzun süreli işgal ettiği ülkelerin hiçbirisinden kendi milli menfaatleri bakımından da yararlanmadığını belirtti. Ne Afganistan ne Irak ne de diğer işgallerden Amerika istediğini alamadığını, çok büyük bedeller ödediğini ifade etti. Böyle bir yola tevessül etmeyeceklerini, yani siyasi aklın bunu gerektirdiğini düşündüğünü ancak Amerikan yönetimi sadece kendisinden de ibaret olmadığını, oradaki siyonist lobinin ne kadar etkili olduğunu bildiğini ve özellikle Netanyahu'yu kurtarmak isteyen siyonist lobinin Amerikan'ın İran siyaseti üzerinde ne kadar etkili olacağının, Amerika'nın saldırıp saldırmayacağını, eğer saldırırsa, boyutlarının ne olacağını da belirleyecek ana faktör olduğunu söyledi. Ümit eder ki böyle bir şey yapmazlar, bunun bölge için büyük bir felaket olacağını ve Türkiye'nin de bunu önlemek için elinden gelen her türlü imkanı ortaya koyduğunu belirtti.
Yasal Düzenlemelerin Zamanlaması
Meclis'in bu dönemi kapanmadan komisyonda öngörülen düzenlemelerin yetişip yetişmeyeceği şeklindeki soruya ise Kurtulmuş, "Çok uzun bir süre verdiniz. Ben o kadar geçmeden hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim. Türkçede güzel bir laf var, 'Hayırlı işlerinizde acele ediniz.' Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım." cevabını verdi.
AİHM ve AYM Kararlarına Uyum Süreci
Kurtulmuş, AİHM ve AYM kararlarına hemen de uyulması gerekip gerekmeyeceği şeklindeki bir başka soruya ise, "Tabi ki bir yasal düzenlemelerle ilgili kısmı var bir de yargı ve yürütmeyle ilgili kısmı var. Onunla ilgili zaten bu tavsiyelerin içerisinde herhangi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmayan hususlar da var. O ayrı bir konu. Oradaki tavsiyelerin hepsinin süratle uyulmasını temenni ederiz." şeklinde cevap verdi.
Üniter Yapı Endişeleri ve Etnik Vurgunun Sosyolojik Boyutu
Komisyon raporunda yer alan Türk, Kürt, Arap vurgusunun "anayasa üzerinde eşitlik, yurttaşlık kavramından alınıp etnik çerçevede görüldüğü"ne yönelik bazı eleştirilere ilişkin soruya da cevap veren Kurtulmuş, raporda Türk, Kürt, Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin endişeyi son derece yersiz olarak gördüğünü söyledi. Raporda iki yerde Türkiye'nin üniter yapısı, anayasal düzeni, bölünmez bütünlüğü ve laik devlet yapısının çok açık bir şekilde vurgulandığının, bu konularda en ufak bir tartışmanın olmadığını kaydetti.
Siyasi konuları değerlendirirken işin bir de sosyolojisine bakılması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, bir asır evvel bu coğrafyada ağırlıklı olarak Türkler, Kürtler ve Arapların yaşadığını ve emperyalistlerin sınırlar çizerek bu halkları bölmeye çalıştığını ancak düşmanlaştıramadığını belirtti. Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bu bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak bir anlayışın içine girilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu düşmanlaştırıcı anlayıştan kurtaracak olanın, bu üç temel halkın bir arada, dayanışma içerisinde yaşaması, ortak projelerle, ortak anlayışlarla bu bölgede bir barış iklimi oluşturması olduğunu söyledi. Bu durumun emperyalizmin çanına ot tıkayacağını ve kimsenin Türkiye'yi bölme rüyası görmeyeceğini ifade etti.
Elbette bunun içinde Nusayri'si, Alevi'si, Ezidi'si, Dürzi'si, bütün bu bölge halklarının da olduğunu, bu bölge halklarının 120 sene evvel bu tabirlerin hiçbirisini kullanmadığını, ancak zamanla ayrıştırıcı hale getirildiğini belirtti. Bu eleştiriyi yapanların önce bunu anlamaları gerektiğini söyledi. Sosyolojik olarak bu coğrafyanın insanlarının bütünleşmesinden, birleşmesinden başka bir şart olmadığını, asla Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne bir tereddüt dile getirildiğini ne de herhangi birisinin böyle bir teklifte bulunduğunu veya "böyle bir şeyi raporda konuşalım, yazalım" dediğini, tamamen yanlış, yanlış bir algı olduğunu ve raporun üzerindeki bu ittifakı gölgelemek için yapılan bir yanlış yorum olarak gördüğünü, doğru bulmadığını belirtti. Açık bir konudur ve çok net bir şekilde bu söylenenlerin asla tartışma konusu yapılmadığını, yapılmayacağını raporda bütün partilerin belirttiğini vurguladı.
Gazze Barış Kurulu ve Orta Doğu Barışının Anahtarı
Gazze Barış Kurulunun Washington'da düzenlenen ilk toplantısına ilişkin ise Kurtulmuş, Gazze'nin artık bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu, Netanyahu ve çetesinin "biz artık barış yaptık" diyerek ellerini yıkayıp kanlı sicillerini temizleyemeyeceğini vurguladı. Bunu mutlaka ve mutlaka insanlığın hesabını sorması gerektiğini, insanlığın bu hesabı sormak için sayfayı açtığını ve Uluslararası Adalet Divanı'nda tutuklama kararı aldığını söyledi. "Efendim uygulanmıyor" denilebileceğini ancak Radovan Karadzic için de uygulanmadığını ve bir gün gelip uygulanacağını belirtti. Onun için iki devletli bir çözüm olmadan, Filistin halkının bütün hakları sağlanmadan Orta Doğu'da barış sağlanamayacağını söyledi. Sosyolojinin biraz da politik tarihle ilgili bir şey olduğunu, bu bölgenin tarihinin bir şeyler söylediğini, Kudüs ve Filistin özgürleşmeden bu bölgenin özgürleşmesinin, bağımsız olmasının, esenlik içerisinde olmasının tarih boyunca mümkün olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını belirtti. Eğer insanoğlu burada, dünyada barış istiyorsa dünya barışının kapısının Orta Doğu, Orta Doğu barışının anahtarının da Filistin'in haklarının verilmesi olduğunu ifade etti.