Arama
Son Dakika Tokat Gündem 14 Ülke ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi'ne Sert Tepki Gösterdi: İsrail'in Yayılmacılığı Kınandı

14 Ülke ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi'ne Sert Tepki Gösterdi: İsrail'in Yayılmacılığı Kınandı

Haber Merkezi
Haber Merkezi Editör
Yayınlanma
Güncellenme
14 Ülke ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi'ne Sert Tepki Gösterdi: İsrail'in Yayılmacılığı Kınandı

ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman'ın, İsrail'in Orta Doğu'nun tamamı üzerinde kontrol kurmasının "kabul edilebilir" olacağı yönündeki tartışmalı sözleri, Türkiye dahil 14 ülkenin dışişleri bakanları tarafından sert bir dille kınandı. Bu ortak açıklama, Friedman'ın ifadelerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgedeki barış umutlarını zedelediğini vurguluyor.

Friedman'ın Sözleri Ortadoğu'da Tansiyonu Yükseltti: 14 Ülkeden Tepki Yağdı!

ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman'ın, İsrail'in Ortadoğu'nun tamamı üzerinde hakimiyet kurmasının "kabul edilebilir" olduğuna dair yaptığı açıklama, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bu cüretkar sözler üzerine Türkiye, Mısır, Ürdün, Lübnan, Endonezya, Kuveyt, Katar, Umman, Pakistan, Bahreyn, Suudi Arabistan, Suriye, Filistin dışişleri bakanları ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Arap Ligi ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi önemli bölgesel kuruluşlar ortak bir bildiri yayımlayarak bu duruma net bir tepki gösterdi.

Friedman'ın İfadesi Hukuk Tanımıyor: Uluslararası Hukuk ve BM Şartı'na Açık Aykırı

Yayımlanan ortak açıklamada, ABD Büyükelçisi Friedman'ın ifadelerinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın açık bir ihlali olduğu vurgulandı. Bu tür açıklamaların, bölgenin zaten hassas olan güvenlik ve istikrarını ciddi biçimde tehdit ettiği belirtildi. Ortak bildiri, Friedman'ın sözlerinin sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel barış ve güvenliğe yönelik de olumsuz bir sinyal olduğunu ima etti.

Trump Vizyonuyla Çelişen Açıklama: Barış Planı Risk Altında mı?

Açıklamada ayrıca, Friedman'ın bu ifadelerinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce ortaya koyduğu ve İsrail'in Gazze'deki saldırılarını sona erdirmeyi hedefleyen kapsamlı barış planı ile taban tabana çeliştiği ifade edildi. Bu planın, gerginliğin tırmanmasını engellemek ve Filistin halkının kendi bağımsız devletine kavuşmasını sağlayacak siyasi bir ufuk yaratmak üzerine kurulu olduğu hatırlatıldı. Ancak Friedman'ın söylemleri, bu barışçıl vizyonla örtüşmeyerek kafalarda soru işaretleri yarattı.

Hoşgörü ve Barış Bir Arada Yaşama İlkesi Baltalanıyor

Bakanlıklar ve teşkilatlar tarafından yayımlanan açıklamada, planın temelini oluşturan hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşama ilkelerine vurgu yapıldı. Başkalarının toprakları üzerinde kontrolü meşrulaştırmaya yönelik her türlü açıklamanın bu hedefleri baltaladığı, gerilimleri körüklediği ve barışı ilerletmek yerine kışkırtıcı bir nitelik taşıdığı kaydedildi. Bu durumun, bölgedeki mevcut sorunların çözümünü daha da zorlaştıracağı endişesi dile getirildi.

İşgal Altındaki Topraklar ve Yerleşim Faaliyetlerine Kesin Red

Ortak bildiri, İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer işgal altındaki Arap toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığına dikkat çekti. Batı Şeria'yı ilhak etme veya Gazze Şeridi'nden ayırma girişimlerinin kesinlikle reddedildiği belirtildi. Ayrıca, işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine şiddetle karşı olunduğu ve Arap devletlerinin egemenliğine yönelik her türlü tehdidin kategorik olarak reddedildiği bir kez daha yinelendi.

Yayılmacı Politikalar Bölgeyi Ateşe Atacak: Barış Umutları Tehlikede

İsrail'in yayılmacı politikalarının ve hukuka aykırı önlemlerinin devam etmesinin, bölgedeki şiddeti ve çatışmayı daha da alevlendireceği ve barış umutlarını zedeleyeceği güçlü bir dille ifade edildi. Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız bir devlet kurma ve kendi kaderini tayin hakkına olan bağlılıkları yinelenerek, bu tür kışkırtıcı açıklamaların bir an önce son bulması çağrısında bulunuldu. Bu çağrı, bölgede kalıcı bir barışın ancak uluslararası hukuka saygı ve tüm halkların haklarının güvence altına alınmasıyla mümkün olacağının altını çizdi.

Son Haberler