TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un dün akşam Filizi Köşk'te düzenlediği iftar programı sonrası yaptığı değerlendirmeler, Türkiye'nin terörle mücadelesindeki geldiği noktayı ve Suriye'deki gelişmelerin önemini gözler önüne serdi. Kurtulmuş, 61 yıllık Baas rejiminin yıkılıp yeni bir yönetimin kurulduğu Suriye'deki dönüşümün, Türkiye'nin terör meselesinin çözümünde kilit rol oynayacağını belirtti. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılan adımların, geçmişteki girişimlerden farklı olarak parlamentonun tüm partilerini bir araya getirdiğini ve bu ortak çabanın hayati bir eşiğin aşılmasını sağladığını vurguladı.
Terörsüz Türkiye Hedefi: Hayati Bir Eşiği Aştık!
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, dün akşam İstanbul'da bir iftar programında gazetecilerle bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu. Ramazan ayının barış ve esenlik getirmesi temennisinde bulunan Kurtulmuş, geçen Ramazan'dan bu yana yaşanan değişimlere dikkat çekti. Bu değişimlerin başında, Suriye'de 61 yıllık Baas rejiminin son bulması ve yeni bir yönetimin göreve gelmesi yer alıyordu. Kurtulmuş, bu gelişmenin Suriye'nin toparlanması ve Türkiye için büyük önem taşıyan terör meselesinin çözümünde kilit rol oynayacağını vurguladı. Suriye'deki gelişmelerin "fevkalade önemli ve olumlu" seyrettiğini belirten Kurtulmuş, yeni Suriye yönetiminden beklentilerini de sıraladı: kapsayıcı ve kuşatıcı bir anlayışla yönetilmesi, silahlı grupların entegrasyonunun sağlanması ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması.
Emperyal Planlara Karşı Bölgesel Birlik Mücadelesi
Kurtulmuş, Türkiye'nin bölge üzerindeki emelleri olan emperyal güçlerin aksine, bölgenin daha fazla derlenip toparlanması, entegrasyonu ve birlik beraberliğini temin etmek için mücadele ettiğini altını çizdi. Bu mücadelenin sadece Suriye ile sınırlı olmadığını, tüm bölgeyi kapsadığını belirtti. Geçen yıla göre bu anlamda olumlu bir gelişmenin yaşandığına dikkat çekti.
"Terörsüz Türkiye" Yolunda Tarihi Adımlar
Kurtulmuş, geçen Ramazan ayından bu yana yaşanan ikinci önemli olumlu gelişmenin ise "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda atılan adımlar olduğunu söyledi. Bu çerçevede, 26 Ağustos 2024'ten itibaren kaydedilen gelişmelere işaret eden Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin açıklamalarıyla yeni bir dönemin kapısının aralandığını belirtti. PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine örgüt yönetiminin kendini feshettiğini ve Irak'ın Süleymaniye kentinde örgütün bir grubunun silahlarını imha ettiğini hatırlatan Kurtulmuş, bu gelişmelerin ardından TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını tamamladığını ve nihai raporunu hazırladığını duyurdu.
Parlamentolar Arası Yapıcı Diyalog: Zorlu Ama Başarılı Bir Süreç
Bu sürecin kolay olmadığını belirten Kurtulmuş, Komisyon'un 5 Ağustos'tan itibaren 21 toplantı gerçekleştirdiğini ve tüm partilerin oldukça yapıcı bir şekilde hareket ettiğini ifade etti. Her toplantı öncesinde yoğun arka kapı diplomasisi yürütüldüğünü aktaran Kurtulmuş, geçmişte merhum Demirel, Özal, Erbakan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde de benzer teşebbüsler olduğunu ancak sonuç alınamadığını hatırlattı. İlk defa parlamentoda tüm partilerin bir araya gelerek terör meselesinin çözümü için siyasi görüşlerini aynı masa etrafında buluşturmaya gayret ettiğini vurguladı. Bu sürecin "son derece olumlu, son derece zor olmakla birlikte yapıcı bir süreç" olduğunu belirtti.
Adım Adım "Terörsüz Türkiye"ye: Sabır ve Kararlılık Çağrısı
Kurtulmuş, Komisyon tarafından hazırlanan raporun bundan sonraki adımlar için bir mihenk taşı ve çerçeve olduğunu söyledi. Bu çerçevenin içerisinde gerekli adımların iyi niyetle, sabırla ve kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Bölgelerindeki şartların Türkiye'nin güvenliği açısından olumlu seyrettiğini ve bu sorunun tamamen Türkiye'nin gündeminden kaldırılmasının mümkün olduğunu ifade etti. Sürece sağladıkları yapıcı katkılar dolayısıyla tüm siyasi partilere teşekkür eden Kurtulmuş, bu durumun Türkiye demokrasisi açısından da olumlu bir aşama olduğunu kaydetti.
Komisyon Raporu: Tavsiye Niteliğinde Öneriler ve Yasal Düzenlemeler
Komisyon raporunun tavsiye niteliğinde olduğunu ve özellikle 6. ve 7. bölümlerdeki tekliflerin bu kapsamda yer aldığını belirten Kurtulmuş, siyasi partilerin bir araya gelerek yasal düzenlemeler konusunda müzakere edeceklerini ve sonuçta tüm partilerin altına imza atacağı düzenlemelerin gerçekleşmesini ümit ettiğini söyledi. Komisyonun sadece terörün ortadan kaldırılmasıyla ilgili çalışmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi ve demokrasinin daha ileriye gidebilmesi için de teklifler sunduğunu ve bunların önemli bir kısmının kabul edildiğini aktardı. "Terörsüz Türkiye" sürecinin Türkiye için önemli bir hayati eşik olduğunu ve bu eşiğin aşıldığını, ancak bunun her şeyin bittiği anlamına gelmediğini, sıkı bir çalışma dönemine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Demokrasinin Güçlenmesi ve Yeni Anayasa İhtiyacı
Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda ortaya konulan demokratik olgunluğun Türkiye'de siyaset dilini pozitif anlamda etkilemesini temenni etti. Türkiye'nin en ağır sorunu bile oturup konuşup çözebildiğini gösterdiğini belirtti. Dünyanın kural bazlı sistemden güçlünün sözünün geçtiği bir düzene doğru gittiğine işaret eden Kurtulmuş, bu durumun tehlikelerine dikkat çekti. Bu kadar farklılıkları ve zorlukları yönetebilmek için demokratik standartların daha fazla yükseltilmesi ve halkın sözünün daha kuvvetli olduğu mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini savundu. Bu anlamda parlamentoların görevinin daha da sıkı ve güçlü olacağının aşikar olduğunu söyledi. Dünyanın yeni bir sistem arayışı içinde olduğunu ve demokrasi ile otokrasi arasındaki çatışmanın önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacağını dile getirdi. Türkiye'nin güçlü demokrasileri savunmaktan başka şansı olmadığını vurguladı. Ayrıca, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye giden yolda yerli, milli ve yeni bir anayasayla bu yolun taçlandırılabileceğini belirtti. Mevcut anayasanın Türkiye için "çok eskimiş" olduğunu ve daha özgürlükçü, demokrat, katılımcı, kapsayıcı bir anayasanın yapılmasının şart olduğu kanaatinde olduğunu ifade etti.
Gazze'deki Durum ve Orta Doğu Barışı
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gazze'deki insanlık dışı durumun sürdüğünü ve İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere zulümlerine devam ettiğini vurguladı. Bütün dünyanın bunu seyrettiğini belirterek, ilkeli duruşu bozmadan, bölgede barışı ve istikrarı sağlayacak tezleri dile getirmek ve içeride güçlü durmayı temin etmek için gayret sarf ettiklerini söyledi. Gazze Barış Kurulunun Washington'da düzenlenen ilk toplantısına değinen Kurtulmuş, Gazze'nin artık bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu ve Netanyahu ile çetesinin vicdanını temizleyemeyeceğini vurguladı. Uluslararası Adalet Divanı'nın karar aldığını ve bunun bir gün uygulanacağını belirtti. İki devletli bir çözüm olmadan, Filistin halkının tüm hakları sağlanmadan Orta Doğu'da barış sağlanmayacağını söyledi. Dünya barışının kapısının Orta Doğu, Orta Doğu barışının anahtarının ise Filistin'in haklarının verilmesi olduğunu söyledi.
"Kalan Yolu Kazasız Belasız Tamamlayacağız"
Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarının sonunda açılımın başarıya ulaşması halinde, muhalif çevrelerin "gizli anayasa hazırlığı" kuşkusunu yersiz bulduğunu belirtti. Anayasa konusunda ne yapılacaksa açık bir şekilde halkın önünde olacağını ifade etti. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yemin töreni sırasında yaşanan arbedenin Meclis'e yakışmadığını ve tasvip etmediklerini söyledi. Türkiye'de iktidarın anayasal olarak belirlendiğini ve bakanların yemin etmemesinin anayasaya aykırı olduğunu belirtti. Komisyonun en büyük kazanımlarından birinin siyasette herkesin karşı tarafın ne dediğini dinlemeye ve anlamaya çalışması olduğunu ve bu sayede sonuç alındığını vurguladı. "Geri kalan yolu da kazasız belasız tamamlayacağız. Başka çaremiz yoktur" dedi. Komisyon çalışmalarında parti gruplarının muhalefet şerhi koymamasını temin etmek için 21. toplantıda tutanakları raporun sonuna eklediklerini ve böylece sürecin rahat bir şekilde geçtiğini aktardı.
ABD'nin İran'a Olası Saldırısı ve Türkiye'nin Tutumu
ABD'nin İran'a olası saldırısı konusunda ise Kurtulmuş, Türkiye'nin tavrının çok açık ve net olduğunu söyledi. ABD'nin İran'a yapacağı bir saldırının bölge için bir felaket olacağını ve yeni istikrarsızlıklar ortaya çıkaracağını belirtti. Siyonist lobinin Amerikan'ın İran siyaseti üzerindeki etkisine dikkat çeken Kurtulmuş, umarım böyle bir yola tevessül etmeyeceklerini umduğunu ifade etti. Böyle bir durumun bölge için büyük bir felaket olacağını ve Türkiye'nin bunu önlemek için elinden gelen her türlü imkanı ortaya koyduğunu belirtti. Komisyonda öngörülen düzenlemelerin ramazan sonrasında yasal gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatinde olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Üniter Yapısı ve Etnik Kimlikler
Kurtulmuş, komisyon raporunda yer alan Türk, Kürt, Arap vurgusunun Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin endişeyi son derece yersiz olarak gördüğünü belirtti. Raporda Türkiye'nin üniter yapısı, anayasal düzeni, bölünmez bütünlüğü ve laik devlet yapısının net bir şekilde vurgulandığını ve bu konularda en ufak bir tartışma olmadığını kaydetti. Emperyalistlerin Türk, Arap ve Kürtlerin arasına sınır koymalarına rağmen halkları birbirine düşman yapamadığına dikkati çeken Kurtulmuş, bu bölge halklarının dayanışma içerisinde yaşaması ve ortak projelerle barış iklimi oluşturmasının emperyalizmin çanına ot tıkayacağını söyledi. Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne bir tereddüt dile getirildiğini ne de böyle bir teklifte bulunulduğunu, bu durumun raporun üzerindeki ittifakı gölgelemek için yapılan yanlış bir yorum olduğunu belirtti.
Gazze ve Orta Doğu'da Kalıcı Barış İçin Filistin'in Hakları
Kurtulmuş, Gazze'nin artık bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu ve Netanyahu ile çetesinin "biz artık barış yaptık" diyerek ellerini yıkayıp, kanlı sicillerini temizleyemeyeceğini vurguladı. İnsanlığın mutlaka bu hesabı sormak zorunda olduğunu, bunun için Uluslararası Adalet Divanı'nda tutuklama kararının alındığını belirtti. İki devletli bir çözüm olmadan, Filistin halkının tüm hakları sağlanmadan Orta Doğu'da barış sağlanmayacağını söyledi. Bölgenin tarihi boyunca Kudüs ve Filistin özgürleşmeden bölgenin özgürleşmesinin mümkün olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını belirtti. Eğer insanoğlu dünyada barış istiyorsa dünya barışının kapısının Orta Doğu, Orta Doğu barışının anahtarının ise Filistin'in haklarının verilmesi olduğunu vurguladı.